Hayatta herkes bir şeyler biriktirir; anılar, dostluklar, hayaller… Ben ise hep kaybeden oldum. Ne kazandıysam elimde tutamadım. Kimini zamana kaptırdım, kimini insanlara… Bazen de kendi ellerimle bıraktım her şeyi.
Güvenim vardı, tükettiler. Sevdam vardı, yarım bıraktılar. Umudum vardı, soldurdular. Bir çocuğun masum gülüşü gibi tertemiz sevdim ama hep kirlettiler. Gözlerimde bir damla ışık vardı, o da zamanla söndü. Şimdi aynaya baktığımda derin çizgiler görüyorum yüzümde, bir de içi boşalmış bir benlik…
Sıfırı tükettim ben. Bir zamanlar dolup taşan kalbim, artık boş bir oda gibi. Ne bir sesi var, ne bir yankısı… Bir yerlerde hâlâ güzel şeyler olduğuna inanmak istiyorum ama içimde o eski ben yok.
Sıfırı tüketen insan nasıl yaşar? Belki de yaşamaz. Sadece nefes alır, yürür, konuşur ama ruhu yoktur. Oysa eskiden ne çok isterdim yaşadığımı hissetmeyi… Şimdi sadece rüzgarın beni savurduğu yere gidiyorum. Çünkü benim artık ne bir yönüm var, ne de bir bekleyenim.
Ama belki de sıfırı tüketmek, aslında yeni bir başlangıçtır. Belki de tüm kayıplarım, beni yeniden inşa etmek içindi. Dibi görmek, yukarı çıkmayı öğretir derler. Kim bilir, belki de bir gün… Bir sabah, içimde filizlenen bir umutla uyanırım. Yorgun yüreğim bir kez daha sevmeyi öğrenir. Bir rüzgâr bu kez beni savurmaz, aksine kanatlarımı açıp uçmamı sağlar.
Sıfırı tüketen insanım ben. Ama belki de sıfırdan başlamayı öğrenmeliyim…Belki...