“Yarim yarim”


(Değerli sanatçımız Volkan Konak Anısına)
Yâr dediğin, insanın canına dokunan, nefesine nefes olan, gözlerine ışık düşüren kişidir. Onunla yollar uzun değil, mevsimler kasvetli değildir. Ama ne zaman ki yâr uzak düşer, işte o zaman türküler hüzünlü, geceler sensiz, gönül sessiz olur.
Sevda dediğin, iki yürek arasında kurulan görünmez bir köprüdür. Kimileri bu köprüyü sağlam adımlarla geçer, kimileri ise tam ortasında kalır. Yâr gidince, insan o köprünün yıkıldığını hisseder, ardında yalnızca hasretin koyu gölgesi kalır. Hasretin büyüttüğü bu boşlukta, insan kendini kaybolmuş bir yolcu gibi hisseder. Bir zamanlar yârle birlikte adımlanan yollar, şimdi sessizliğe bürünmüştür. Her köşe başında onun siluetini arar gözler, ama bilir ki zaman acımasızdır ve bazı yollar bir daha birleşmemek üzere ayrılmıştır.
Yârim yârim... Ne çok yakışır bu kelime dilimize! Bir özlemin, bir vuslatın, bir kavuşamamanın adıdır bazen. Öyle ki, bir kemanın hüzünlü nağmesinde, bir bağlamanın derin tınısında, yüreğin en derin köşesinde yankılanır. Yârimden ayrı düşen bir âşık, her sabah hasretle uyanır, her gece düşlerine onun adını fısıldar. Yalnızlık, zamanla bir dost gibi insanın yanına oturur, dertleşir, ona yârden kalan hatıraları fısıldar. Bir zamanlar sevda ile atan kalp, şimdi hasretin soğuk rüzgarlarında üşür.
Zamanla, kalpteki yara kabuk bağlasa da, yârin izi silinmez. Kim bilir, belki bir gün, bir bahar sabahı, bir melodi eşliğinde yollar kesişir. Belki de bir göz göze geliş, eski anıları yeniden canlandırır. O zamana kadar, âşıkların dilinde hep aynı söz kalır: Yârim yârim, sensiz geçen her an, içimde derin bir sızı... Ve bu sızı, her gece yıldızların altında yankılanır, rüzgârın fısıltısında kaybolur ama asla unutulmaz.

Yârim yârim, sensiz oldum perişan,
Gözlerim yaşlı, gönlüm kaldı viran,
Her gece hasretime düşer rüyan,
Gel de bitsin bu hicran, bu figan.

#amp-auto-ads