31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimin üzerinden tam olarak bir yıl geçti.
O tarihte yapılan seçimin sonucunu tahlil ettiğimizde genel iktidarda AK Parti-MHP ve birkaç parti tarafından oluşturulan Cumhur ittifakının yerel iktidarda ise CHP’nin olduğunu söyleyebiliriz.
Hoş 31 Mart 2024 tarihindeki seçimin il genel meclisi oylarına bakıldığında 03 Kasım 2002 tarihinden bugüne kadar olan zaman dilimi içerisinde CHP’nin ilk defa bir seçimde AK Partiden daha fazla oy aldığı gerçeği de ortada.
Normal şartlarda 31 mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimde ipi göğüsleyerek seçilen belediye başkanlarının geleneksel olarak yaptıkları bir yıllık icraatın içerisinden programları da siyasetin bu toz duman mücadelesi içerisinde kaynadı gitti.
Çoğu zaman bu sütunlarda yazarız.
Türkiye’de siyaset 86 milyon vatandaşın hayatına direk olarak etki eden bir kurumdur.
Siyaset makamı var olan yetkilerin bir tanesini bile daha alt kurumlara devretmediği için aldığımız nefesin bile siyaset sayesinde olduğunu söylememiz lazım.
Hal böyle olunca vatandaşın ekonomik olarak rahatlığı yada rahatsızlığı direk olarak siyaset kurumunun aldığı yada alamadığı kararlara göre şekilleniyor.
Türkiye son üç yıldır olağanüstü bir ekonomik sıkıntı yaşıyor.
Gün geçmiyor ki akaryakıt ürünlerine zam gelmesin.
Başta dolar ve Euro olmak üzere dövizdeki yükselmenin nerede duracağını artık hiç kimse bilmiyor.
Emeklinin ve çalışan kitlenin içler acısı hali de ortada.
Böyle bir noktada siyaset kurumu ister istemez vatandaşın dikkatini ekonomik konulardan çok siyasi olaylara yönlendirerek süreci idare etmeye çalışıyor.
31 mart 2024 tarihinde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere 450’nin üzerinde belediye kazanan CHP’nin kendine olan güveni tavan yapınca ortaya siyaseten kıran kırana bir mücadele çıkıyor.
Ancak bir kez daha belirtmemiz gerekiyor ki vatandaşın bu tür siyasi görüşmelere pek kulak astığı yok.
Vatandaş sabah erken saatlerden geç saatlere kadar evine başta gıda olmak üzere diğer temel ihtiyaç maddelerini nasıl götüreceğinin hesabını yapıyor.
Şu sıra siyaset makamı haklı olarak kendi dünya görüşlerine göre bir süreç yönetiyor.
Vatandaşın bu tür siyasete nasıl pirim vereceği yada vermeyeceğin belli olacağı alan sandıktır.
Zira seçmenin elinde sandıktan başka bir güç yok.
Ekonominin yolunda gitmediği bir ortamda iktidarların başarılı olma şansı zaten yoktur.
İyi ekonomi beraberinde uzun süreli iktidarları da getiriyor.
Ekonominin iyi olmadığı zamanlarda iktidarların değişmesi de kaçınılmaz oluyor.
Siyasetin bu şekilde yürüdüğünü hepimiz biliyoruz.
Geriye kalan sadece ve sadece seçmenin tercihidir.
Onu da sandık önümüze gelince göreceğiz.